Bir Zümrüdüanka hikayesi: Japonya

Anlatılan hikayelere göre eşsiz güzelliğe ve bilgeliğe sahip olan Zümrüdüanka kuşu yanarak ölür ve küllerinden yeniden doğar. Bu sebeple pek çok kültürde yeniden doğmanın ve dirilişin ismi Zümrüdüanka olmuştur. Japonya’nın yakın tarihine ve günümüzde geldiği konuma bakacak olursak akla ilk olarak bu hikayenin gelmesi muhtemel olacaktır. Japonya’nın geçirdiği zorlu süreçleri ve merak ettiğiniz diğer konu başlıklarını Miyuki Çaylan’dan öğrenmeye ne dersiniz?

Japonya’ya atılan atom bombası

Japonya’nın tarihine baktığımızda atom bombası faciasıyla karşılaşıyoruz. Japonya, Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombaları atıldıktan sonra neler yaşadı, neler yaptı?

Japonya tarihinden dersler alıyor ve başına gelen bu kötü olayları unutmuyor diyebiliriz. Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarından sonra Japonya’da birçok şey değişti. Sosyal hayat, eğitim ve ekonomi gibi temel alanlar artık bu etkiden bağımsız düşünülemezdi. Yaşanan bu köklü değişime sebep olan nedenleri unutmamak için bazı çalışmalarda yapılıyor. Mesela ilk ve ortaokulun sonunda bahsettiğimiz bu iki bölgeye okullar iki günlük gezi düzenliyor. Eğer okul ile Hiroşima ve Nagazaki bölgesi arasındaki mesafe uzaksa iki günlük bir program hazırlanıyor. İlk gün bu bölgede seminer ve sunumlarla öğrencilere eğitim veriliyor, ikinci gün ise önemli noktalar görevli kişilerle birlikte gezilerek yerinde tarih bilgisi öğretiliyor.

Atom bombası atıldıktan sonraki süreçte savaşın bittiği gün olarak belirlenen tarihte okullarda özel program düzenlenir. O gün tatil olmasına rağmen okula gidilir ve öğrencilere eğitim verilir. Savaşla ilgili filmler ve sunumlar izlenir.

Savaştan sonra geleneksel Japon yaşamında kıyafet, yemek ve yaşam koşulları gibi pek çok şey değişikliğe uğradı. Geleneksel Japon kültürü asimile olmaya başladı. Geleneksel Japon kültürünün hayata geçirilmesi belli başlı özel gün ve zamanlarla sınırlı kaldı ya da toplumun küçük bir kesimi içinde yaşanmaya devam etti.

Ancak şunu diyebilirim ki Amerika’yla olan savaştan sonra Japonya silkelendi güçlendi, çok çalıştı ve şu an ki güçlü halini aldı.

Japonlar bahsedildiği kadar kitap okumayı ve anime izlemeyi seviyor mu?

Japonya’da animeleri herkes sever ve izler. Animelerin çeşit çeşit kategoriler vardır. Eğlence, eğitim, tarih gibi konularda özel olarak yapılan animeler mevcuttur. Bu animelerle aslında tek bir kitleye değil de birçok kişiye hitap etmiş olunuyor. Mesela tarihi bir konuda öğrenilmek istenen bir konu varsa bir kitapçıya gidilir ve bu konuyla alakalı yapılmış olan bir anime kitabı alınır. Ve bu sayede aslında hem bu tarihi olay öğrenilir hem de keyifli bir şekilde süreç ilerlemiş olur. Ve bu genellikle çocuklarda uygulanır. Çocuklara küçük yaştan itibaren animelerin olduğu kitaplar alınır. Çocuk da hem kitap okuma alışkanlığı kazanır hem de istenilen konuda bilgi sahibi olur.

Büyükler için yapılan animeler de oldukça ilgi görüyor. Hatta diyebilirim ki bir annenin arkadaşlarıyla anime izlemeye gitmesi çok normaldir. Türkiye’de böyle bir durum olmamasına çok şaşırmıştım.

Japon kültür ve gelenekleri nedenli önemlidir ve dikkat edilir?

Biz kültürümüze çok önem veririz ve bunu korumaya çalışırız. Ama savaştan sonra bu durum biraz sekteye uğradı. Günümüzde gelenekler genellikle düğünler, özel günler ve mezuniyet gibi zamanlarda herkesçe sahipleniliyor. Bu günlerde de geleneksel kıyafetimiz kimonolar giyiliyor.

Japonlar denildiği kadar çalışkan ve disiplinli mi?

Evet gerçekten de çok çalışkan ve disiplinlidirler. Şöyle bir örnek vereyim bizim orada iş yerinde çalışırken telefonla konuşmak ayıp sayılır. O kişi açık açık telefonla konuşmaz. Arayan kişiye mesaj atar ve çalıştığını söyler. Önemli bir konuysa konuşmak için tuvalete gider.

Eskiden tatil günlerinde bile çalışılırdı, şimdi tabi birçok şey değişiyor. Biz de yıllık izin 10 gündür. Bir kişinin yıl içinde kullanmadığı yıllık iznini bir sonraki izinle birleştirip toplamda 20 gün izin yapmak istemesi çevresi ve iş arkadaşları tarafından garipsenir.

Tabi bu çalışma azmi ve isteği nesillere göre değişkenlik gösteriyor. Genç nesiller yaşı büyük olanlara nazaran daha az çalışıyor. Gençler bir önceki nesil kadar çok çalışkan değiller. Her işte da çalışmıyorlar. Özellikle üniversite mezunu gençler servis işlerinde çalışmak istemiyorlar. Böyle olunca da servis hizmetlerinde yabancı ülkelerden gelen kişiler çalışıyor.

Başta da dediğim gibi üniversite okuyan gençler her işte çalışmıyor. Mezun oldukları alanla ilgili bir işte görev almak istiyorlar. Ama buna rağmen eğitim aldığı alandan daha farklı bir işle uğraşanları da görmek mümkün. Bu konuyu biraz daha açıklayayım. Bazı şirketler yetiştirilmek üzere gençleri işe alırlar. Kabul edilen gençler bu alanla ilgili herhangi bir eğitim almasa da kabul edilebilir. Buralarda gençler eğitilir ve iş hayatına atılır.

Bizde çalışan gençler kazandıkları paraları ailelerine vermez, birikim yaparlar. Yıl sonunda biriktirdikleri paralarla seyahat ederler. Ben de bu şekilde seyahat ettim.

Japon eğitim sistemini ve eğitim sisteminde en önemli gördüğünüz unsur nedir?

Japonya’da ilkokul 6, ortaokul 3, lise 3, üniversite 2 veya 4 yıl sürer. Eğitim sürecinde uygulanan sınavlar çok zordur ve oldukça önemsenir.

Japonya’da her gelir seviyesine uygun bir özel okul bulabilirsiniz. Ortalama bir ücrete sahip özel okul da, oldukça yüksek fiyatlara sahip okullarda vardır. Bu aslında herkese hitap etmesi açısından iyi bir durum.

Japonya’daki okullarda Türkiye’den farklı bir durum vardır. Bu da şu, eğer bir okulda bir gün okul tatil olursa o günün dersleri muhakkak telafi edilir. Bu da çoğu zaman hafta sonu okula giderek alınamayan bu derslerin telafi edilmesi şeklinde olur. Aksi takdirde dersler yetişmez. Okulda ödevler çoktur. Bir de bizde yaz tatili 1,5 aydır.

İmparator Akihito’nun Suud Veliaht Prens Selman’ı karşıladığı alan

Minimal hayat tarzının Japon kültürüne etkisi nelerdir?

Minimal yaşam tarzı hayatımızda fazlalık olan her şeyin çıkarılması ve öze dönmeyi ifade eder. Minimalizm eşyada, tüketimde ve yaşamda sadeliği kabul eden bir yaklaşımdır. Bu anlayış kişilere fazla tüketim yapmamayı, ihtiyaçlar duyulmayan gereksinimlerden uzak durmayı öğütlerken yaşamda önemli olan sevgi, mutluluk, doğa ve merak gibi insanın hayatına artı değer katan kavramlara yönelmesini tavsiye eder.

Minimal yaşam tarzı Japonya’da geçmiş yıllarda daha çok benimsenen ve hayata uygulanan bir yaklaşımdı. Günümüzde bu yaklaşımın etkisini çok fazla göremiyoruz. Tabi bunun kültürel, ekonomik ve sosyal birçok sebebi var. Ancak bu yaklaşımın günümüzde tekrar popüler olmasıyla pek çok kişi tarafından yeniden benimsenmeye başlandı.

Minimal yaşam tarzında fazla tüketim ve alışveriş yoktur. Gerekli olan şeyler ihtiyaç duyulan adette satın alınır. Alınan ürün ve eşyalar değerli görülür, atılmaz. Ancak şimdi kullandığımız ürünlerin çoğu Çin’den ithal ediliyor. Alınan ürünlerin ömrünün kısa olması da tüketim zincirinin sürekli devam etmesini sağlıyor.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir